Sokağı kirleten hayvan sahiplerine ceza talebi

iseyen_kopek kadınAntalya Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu’nun 18 Aralık 2015 tarihli, ‘Sokaklardaki Başıboş Hayvanlar ve Sebep Oldukları Bulaşıcı Hastalıklar’ konulu toplantısı rapor haline getirilerek, Büyükşehir ve ilçe belediyeleri, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Sağlık Müdürlüğü, Halk Sağlığı Müdürlüğü gibi birimlere gönderildi.

Bu kurumlardan temsilcilerin de yer aldığı toplantının raporunda, yıl içerisinde Serik ve Kepez ilçelerinde bir sokak kedisinde kuduz hastalığı tespit edildiği duyumu üzerine Kepez ilçesinde hizmet veren barınaktaki hayvanların kediyle temasta olduğundan tecrite alındığı belirtildi.

HAYVANLAR ANTALYA’YI TERCİH EDİYOR

Raporda dikkat çeken bir ayrıntıda, Antalya’daki iklim koşullarının uygunluğu, sokak hayvanlarının kenti tercih etme sebebi olarak gösterildi. Hayvanların bölgemizde yaşama olanağı bulabildiği, çevre illerde barınak olmaması, Antalya’da yeterince barınak bulunması gibi nedenlerin de hayvan sayısının artış sebepleri olarak kaydedildi.

YILDA 27 BİN AŞI

Antalya’da ortalama yılda 27 bin hayvanın aşılandığı anlatılan raporda, buna rağmen hayvanlarda kuduz saptandığı, bu hastalığın ev hayvanlarına ve insanlara geçme olasılığı olduğu belirtildi. Birkaç yıl önce kente Dağbeli ve Döşemealtı’ndan giriş yaptığı tespit edilen tilkilerde kuduz vakası görüldüğü ve kuduzlu tilkinin bir keçiye saldırarak hastalığın bulaşmasına neden olduğu dile getirildi.

PARK VE BAHÇELER RİSK ALANI

Sokak hayvanlarından bulaşan ikinci önemli bir hastalığın da kist hidatik olduğuna işaret edilen raporda, bu hastalığın sokak hayvanlarının dışkılarıyla bıraktıkları tenyanın akciğer ve karaciğere yerleşerek organ hasarına sebep olmasıyla açığa çıktığı belirtildi. Gezi alanları, parklar ve bahçeler, kaldırımlar risk alanı olarak gösterildi.

ÖNERİLER ŞÖYLE

Raporun öneri kısmında ise kedi ve köpek tırmalama veya ısırma olayı olduğunda hemen sabunlu suyla yıkanılması ve hemen aşıya gidilmesinin halka öğretilmesi istendi. Grubun diğer önerileri ise şöyle sıralandı;

“Evcil hayvanlar Tarım İl Müdürlüğü tarafından ücretsiz aşılanmalı ve bu konuda hayvan sahipleri bilgilendirilmeli. Tarım İl Müdürlüğü ve belediye işbirliğiyle sokak hayvanları kısırlaştırılmalı, aşılanmalı ve kayıt altına alınmalı. İnsanların hayvanları bulundukları ortamdan uzaklaştırarak barınakların bulunduğu yerlere çuvallarla bırakmaları doğru bir önlem değil. Hayvan besleyenlerin kısırlaştırma yapması mecburi kılınmalı. Mobil kısırlaştırma aracı devreye sokulmalı. Her mahallede – Antalya’da en az 10 tane- bakımevi yapılmalı. Sahipli hayvan barınağa kabul edilmemeli. Barınaklar sahipsiz hayvanlara hizmet vermeli. Hayvan dışkılarının sokağa yaptırılması önlenmeli, yaptıran hayvan sahiplerine ise cezai işlem uygulanmalı.”

Ref: www.haberci07.com/sokagi-kirleten-hayvan-sahiplerine-ceza-talebi/16221/

‘Kurşun Geçirmez’ Muska Kurbanı Horoz

kursun-gecirmez-dedigi-muskayi-test- horoz

 

İsrail’de, koruyucu yeleğin denenmesi sırasında bıçak darbeleriyle yaralanan muhabirin ardından, İzmir’de de kurşun geçirmez muska yaptığını iddia eden bir kişi, söylediklerini horoz üzerinde ispatlamak istedi. Horozun boynuna muskayı geçiren adamın arkadaşı, elindeki av tüfeğiyle ateş edince horozu öldürdü.

İsrail’deki bir televizyon kanalında, koruyucu yeleğin denenmesi sırasında muhabir Eitam Lachover’in canlı yayında bıçakla yaralanmasının yankıları sürerken, farklı bir olay bu kez İzmir’in Karşıyaka ilçesinde yaşandı. Kentte yaşayan bir vatandaş, kendi yaptığı muskanın kime takılırsa, ateş edildiğinde zarar görmeyeceğini iddia etti.

MUSKAYI AYAĞINA BAĞLAYIP KENDİNE ATEŞ EDECEKTİ

Şahıs, önce muskayı ayağına bağlayıp av tüfeğiyle kendisine ateş edilmesini istedi. Sonra bundan vazgeçen adam, bir horoz yakalayarak ayağından bağladı. Horozun kafasından muskayı geçiren adam, daha sonrada kameralar karşısına geçerek, “Horoza bir şey olmayacak. Kurşun geçmeyecek” dedi. Öte yandan, yanındaki arkadaşı, tüfeği doldurarak hazırlıklarını yaptı.

“GAZETECİLER UYARDI AMA”

Olaya şahit olan gazeteciler adamı ikna etmeye çalıştı ama başarılı olamadı. Kameraların karşısına geçen adam, tüfeği daha sonra arkadaşına vererek ateşlemesini istedi. Şahsın arkadaşı, tüfeğin tetiğine basmasıyla saçmaların hedefi olan horoz paramparça oldu. Horozun öldüğüne inanamayan şahıs, “Ben bunun öteki şeyini takmayı unutmuşum. Mümkün değil, daha önce 10 sefer denedim bir şey olmadı” diyerek kendini savundu. Olaya şahit olan haberciler şaşkınlığını gizleyemedi. O anlar kameralar tarafından saniye saniye kaydedildi.

İSRAİL’DE DE BIÇAK GEÇİRMEZ KAZASI YAŞANMIŞTI

Geçen günlerde İsrail’deki bir kanalda, bıçak geçirmez olduğu iddia edilen yeleği giyen muhabir Eitam Lachover, yeleğin denenmesi sırasında canlı yayında bıçakla yaralanmıştı. Hastaneye kaldırılan Lachover, dikiş atıldıktan sonra taburcu edildi. Yeleğin imalatçısı firma bıçağın, yeleğin koruyucu materyalle kaplı olmayan bölgesine isabet ettiğini; ayrıca Lachover’ın deneme esnasında hareket ettiğini, bu yüzden bıçağı eline alan kişinin de bıçağı yanlış yere isabet ettirdiğini savunmuştu.

 

Güvercinler kanserli hücreyi tespit ediyor

kanserli hucre guvercin

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre güvercinler, kanserli dokuyu yüzde 99 tespit edebiliyor.

Deney, ABD’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde yapıldı. Güvercinlere kanserli ve sağlıklı meme röntgenleri gösterildi.

Güvercilerin yüzde 99′unun başarıyla kanserli dokuları tespit edebildikleri ortaya açıktı. Bunun kolay bir iş olmadığı belirtiliyor.

Aynı denemede bir grup radyoloji uzmanı yüzde 80 başarıyla kanserli dokuyu tespit edebildi.

Güvercinlerin yeni görüntüleme tekniklerinin geliştirilmesinde araştırmacılara yardımcı olabileceği kaydediliyor.

Ref:
www.sozcu.com.tr
www.bbc.com

 

Hayvan Köleliği

hayvan koleligi

Bir çok insan ahlâki seçimlerin her zaman net seçimler olduğunu sanır; ama tarihe bir anlığına bakınca bile durumun böyle olmadığını anlayabiliriz. Köle sahipleri normal insanlardı. Bunu düşünmekte tereddüt ediyoruz; çünkü bizim böyle bir ahlâksızlığı yapabilecek canlılar olabileceğimize inanmak istemiyoruz. Köle sahiplerinin kalpsiz, ahlâksız canavarlar olduğuna inanmayı tercih ediyoruz.

Doğar doğmaz belirli görüşlere sahip olmak için programlanırız. Bu görüşler tamamen ahlâki olup olmadığına bakmaksızın doğru olduğunu kabul ettiğimiz etik duruşları da kapsar. Hayvanların biz onları kullanalım diye var olduğuna inanmak da böyle bir görüştür. Bir çok insan insanların hayvanları dilediği gibi kullanabileceği türden doğal bir düzenin var olduğuna dair a priori bir varsayımla vejetaryenliği saf dışı bırakmaya çalışır. İçlerine kök salmış inançlarına uydurmak için akıllarını bükme çabasıyla felsefe jimnastiği yapmış olurlar böylece.

Hiç bir hayvan hayatta kalmak dışında bir sebeple yaratılmamıştır. İnsanlar diğer insanları ve türleri köleleştirme konusunda dehşet verecek kadar becerikliler. Diğer insanları köle haline getirebiliyoruz, bunu ahlâksızlık yapan ne? Köleliği ahlâksızlık haline getiren şey, diğer canlıların çıkarlarının görmezden gelinmesidir. Bunu reddetseniz bile, çoğumuz kendimize yapılmasını istemediğimiz şeyleri başkalarına da yapmamak gerektiğine inanırız. Bir insanın özgürlüğünü elinden almak büyük bir adaletsizliktir mesela.

Bir tavuğun çektiği acıyı önemsemenin sebepleri de bir köpeğin, bir bebeğin, ya da farklı ırklardan insanların veya başka bir insanın acılarını önemseme sebebimizle aynı. Acı çekmenin, acı yaşamanın ne demek olduğunu bilirsiniz ve acı çekmemenin sizin için ne gibi faydaları olduğunu evrenselleştirerek diğer canlıların da acı çekmek istemediği sonucuna varabilirsiniz. Başkalarının istekleri ve ihtiyaçlarına saygı duyuyoruz; çünkü çıkarlarımız var.

Bir tavuğa köle diyebilirsiniz ve o tavuk aradaki farkı bir insan gibi bilemez. Ama içgüdüsü gereği toz banyosu yapmak için tüyleri dökülmüş göğsünü kafesine sürttüğünde, ayakları kafes tellerine sıkı sıkıya tutunduğunda, kafeste az da olsa yeri olsun diye çabalamaktan vazgeçip kafesteki diğer tavukların kendisini ezmesine izin verdiğinde, yumurtalarını biraz olsun mahrem bir alan içerisinde bırakmak için yırtındığında, aç olmasına rağmen gagası kopartıldığından neredeyse hiç bir şey yiyemediğinde o tavuğun büyük bir acı çektiğinden emin olabilirsiniz.

Tavuklar insanlar zalim olduğu için bu koşullarda yaşamıyor. Tavuklar zalim bir esaret içindeler; çünkü insanlar yumuta fabrikaları icat ettiler, bunu yapmadan önce de tavukların mahrem hayatları olan bireyler olup olmadığını düşünmediler, ya da bu tür kalabalık kafeslerde tutulduklarında refah durumlarının ne kadar kötü bir hal alabileceğini düşünmediler. Tarım ticareti sıçramalar halinde büyüdü, daha çok çıkar sağlamak için daha çok ölüm gerektiğinden, insanlar ölüm oranlarına değil ne kadar para kazanıldığına bakıyordu.

Herşey tavukların, domuzların ve ineklerin kölemiz olduğu prensibiyle başlıyor. Onlara köle demek filan gerekmiyordu, hayvan dememiz yeterliydi. Bir hayvana nasıl istersek öyle davranabileceğimize inanınca, bir hayvanın bir yemek olduğuna, gıda üretmeye yarayan bir alet olduğuna, bir hayvanın bir üretim ünitesi olduğuna, bir ticari yem olduğuna inanınca, o hayvan bizim için bir birey olma özelliğini yitirmiş demektir.

Bu yüzden, öldürülmeme ya da acı çekmeme hakkımızı hayvanlara da vermek için, onları sömürmeye son vermek zorundayız. Biz onlara kendilerine ait bir yaşamı olan özerk bireyler olarak saygı duymadıkça milyarlarca hayvan bu sömürüden kurtulamayacak.

Kaynak: Therese Krintzinger- Nonhumanslavery.com, hayvan özgürlüğü çevirileri Çeviri:CemC

http://tvd.org.tr/2015/10/hayvan-koleligi/

Sokak köpeği sokakta çöpe bırakılmış bebeğin hayatını kurtardı

köpek-bebek-cop

KOPEK BEBEK COP HAYAT

Suudi Arabistan’da bu hafta içinde bu fotoğrafları çeken kişiler, “sokak köpeğinin sokakta çöpe bırakılmış henüz göbek bağı bile kesilmemiş yeni doğan bebeği çöpten ağzı ile alarak en yakın eve götürdüğünü, evde bulunan kişilerin de bebeği hastaneye götürmesiyle bebeğin hayatta kaldığını” belirttiler.

– http://www.liveleak.com/view?i=336_1446245316